Rahim (Uterus) Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim kanseri, erken dönemde tespit edilebilen bir hastalıktır. Tedaviye erken dönemde başlandığında, başarı şansı yüksektir.

Rahim (endometrium) kanseri nedir?

Kadınlarda en sık görülen kanserlerden biri olan rahim kanseri, birden fazla isimle biliniyor. Bunlar arasında; endometrium kanseri, uterus kanseri, endometrial kanser gibi tanımlar bulunur. Rahim (uterus) kanseri, rahmin içini döşeyen tabakanın hücrelerinden kaynaklanır.

Sağlıklı hücreler, vücudun normal fonksiyon görmesi için belli bir düzende büyür, bölünür ve ölürler. Ancak bazen hücreler değişiklere uğrar ve büyümeleri kontrol dışına çıkabilir. Bu hücreler yeni hücre gerekmediği halde bile bölünmeye devam ederler. Bu anormal bölünmei komşu dokuları istila ederek tahrip etmeye başlar. Bu hücreler vücudun diğer bölgelerine yayılarak yolculuklarını sürdürürler. İşte rahim kanserlerinde, buna benzer bir gelişim söz konusudur. Kanser hücreleri uterusun içini döşeyen tabakada gelişir. Sonrasında vücudun diğer organlarına doğru yolculuğa başlarlar. Bu kanser hücrelerinin neden geliştikleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak östrojen hormonunun rahim kanseri gelişiminde rol oynadığı düşünülüyor. Ayrıca rahim hücrelerinde kanser geliştiren gen değişikleri üzerinde de araştırmaların devam ettiği biliniyor.

Rahim (endometrium) kanserinden korunma yolları

  • Sigara ve alkol gibi kanser yapıcı maddelerden uzak durmak,
  • Kanser riskini azaltmaya yardımcı olduğu bilindiğinden doğum kontrol ilaçlarını kullanmak,
  • Düzenli smear testi yaptırmak.

Rahim (endometrium) kanseri belirtileri nelerdir?

Endometrium kanserlerinin çoğu adetin kesildiği dönemde postmenopozal (menopoz sonrası) kadınlarda ortaya çıkar. Endometrium kanserinde menopoz sonrası görülen herhangi bir kanama, adet gören kadınlarda ise adet arasında kanama veya adet süresinin uzaması, anormal kanlı olmayan bir akıntı, pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, kilo kaybı gibi bulgu ve belirtiler görülebilir.

Yumurtalıklardan (over) iki ana hormon sargılanır; östrojen ve progesteron. Bu iki hormon arasındaki denge, adet kanaması sırasında değişir. Adetin erken döneminden itibaren endometrium (rahim içini döşeyen tabaka) kalınlaşır, eğer gebelik oluşmazsa kalınlaşan endometrium dökülür. Bu iki hormon arasındaki denge, endometriumun büyümesini uyaran östrojen lehine dönerse endometrium kanserinin gelişme riski artar.

 

Rahim (endometrium) kanseri risk faktörleri

Östrojen düzeyini artıran faktörler;

  • Menstrüasyon görülen sürenin uzun olması: Eğer menstrüasyon erken yaşta başlarsa (12 yaşından önce) veya menopoz geç yaşta olursa, endometrim kanseri riski artar. Çünkü kadın ne kadar çok periyod yaşarsa, endometrium o kadar fazla östrojene maruz kalır.
  • Hiç gebe kalmamış olmak: Kesin olmamakla birlikte gebelik, endometrium kanseri riskini azaltıyor gibi gözüküyor. Gebelikte daha fazla östrojen salınır ancak daha fazla da progesteron salgılanır. Artmış progesteron üretimi, artmış östrojenin etkisini kompanse edebilir.
  • Ovülasyon düzensizliği: Ovülasyon aylık olarak yumurtanın overden atılması demektir. Bu döngü östrojen tarafından düzenlenir. Düzensiz ovülasyon veya ovulasyonun hiç olmaması, östrojene maruziyeti artırır. Ovülasyon düzensizliklerinin nedenleri arasında; obezite ve polikistik over sendromu (PCOS) sayılabilir. Obezite ve PCOS tedavisinde, aylık ovülasyon ve menstrüasyon tekrar düzenlenir. Böylece, endometrium kanseri riskinin azaltılmasına çalışılır.
  • Obezite: Östrojen kaynağı, sadece overler değildir. Yağ dokusu da östrojen salgılar. Obezitede vücuttaki östrojen düzeyi artar ve dolayısıyla kadınları endometrium kanseri için riskli gruba sokar. Obez kadınlarda endometrium kanseri riski 3 kat artar. Ancak zayıf kadınlarda da kanser görülebilir.
  • Yağlı diyet: Bu tip diyet alışkanlığı, obeziteye yol açtığından endometrium kanseri riskini artırabilir veya yağlı besinler doğrudan östrojen metabolizmasını etkileyerek yine aynı sonuca yol açabilir.
  • Diyabet: Endometrium kanserine diyabetli kadınlarda daha sık rastlanır çünkü obezite ile diyabet sıklıkla birlikte görülür. Ancak diyabetli olan zayıf kadınlarda da kanser riski yüksektir.
  • Östrojen replasman tedavisi: Östrojen, endometrium büyümesini uyarır ve menopoz sonrası sadece östrojen tedavisi verilmesi kanser riskini artırır. Progesteron hormonu ile birlikte östrojenin kombine olarak verilmesi endometriumun incelmesine, dökülmesine ve endometrium kanseri riskinin azalmasına yol açar.
  • Over tümörleri: Overin bazı tümörleri östrojen kaynağıdır ve östrojen düzeyini artırır.
  • İleri yaş: Endometrium kanserlerinin büyük bir kısmı 55 yaşından sonra görülür.
  • Meme veya over kanseri hikayesi olması.
  • Tamoksifen kullanılması: Meme kanseri olup tamoksifen tedavisi alan her 500 kadından birinde endometrium kanseri görülür. Tamoksifenin endometrium üzerinde, östrojen benzeri etkisi vardır ve endometriumun kalınlaşmasına yol açar. Bu nedenle endometrium kanseri riskini artırdığından Tamoksifen kullanan herkesin yıllık periyodik pelvik muayenesinin yapılması gerekir.
  • Herediter Nonpolipozis Kolorektal Kanser (HNPCC): Bu kalıtsal hastalıkta önemli bir DNA tamir geninde bozukluk vardır. Bu hastalığı olanlarda kolon kanseri ve endometrium kanseri görülme riski fazladır.

Bu risk faktörlerinin bulunması endometrium kanseri olunacağı anlamına gelmez. Ancak bu faktörler nedeniyle risk altında bulunulduğu ve olası bulgu ve belirtilere karşı duyarlı olunması gerektiği unutulmamalıdır.

Rahim (endometrium) kanseri tanı yöntemleri

Öncelikle hastanın hikayesi alınır, fizik/pelvik muayenesi yapılır ve transvajinal USG uygulanır. Burada endometrium kalınlığı ve yapısı değerlendirilir. Daha sonra kesin tanı için yapılması gereken biyopsi; endometrial biyopsi şeklinde, anestezi gerektirmeden, muayenehane şartlarında yapılabilir. Eğer yeterli doku alınamadıysa dilatasyon (genişletme) ve küretaj (kazıma) uygulanır. Ancak bu müdahale için ameliyathane şartları gerekebilir. Bu yöntemde; bütün endometrial tabakadan kazınarak örnek alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. Kesin tanı, bu dokuların mikroskop altında incelenmesi sonrası konur. Kanser tanısı konan hastaların yönlendirildiği uzmanlar, jinekolog onkologlardır. Daha sonra gerekirse, hastalığın yayılımının değerlendirilmesi için ileri tetkikler istenebilir.  (X-ray, CT, kan tetkikleri).

Sonraki aşama; hastalığın evrelendirilmesidir. Evrelendirme, hastalığın cerrahi tedavisi ile birlikte yapılır.

Rahim (endometrium) kanseri tedavi yöntemleri

Endometrium kanseri erken tanı konduğunda tamamen tedavi edilebilen bir hastalık. Erken evrelerde hastaların 5 yıllık yaşam şansları yaklaşık yüzde 95’tir. Tedavide en sık cerrahi olmak üzere, radyoterapi ve kemoterapi de uygulanabilir.

  • Cerrahi tedavi: En sık kullanılan tedavi metodudur. Uygulanan cerrahi tedavide; uterus , overler ve tüpler çıkartılır. Ayrıca bölgesel lenf nodlarının çıkartılması ve çevre dokulardan örneklerin alınması gerekir. Hastanın ilk cerrahisi, en önemli olan tedavisi olarak kabul edilmektedir ve mutlaka bir jinekolog onkolog tarafından yapılması önerilir. Ancak hastalığın yaygınlığına göre cerrahi tedavi bazen yeterli olmadığından ek tedavilere ihtiyaç duyulabilir.
  • Radyoterapi: Eğer cerrahi sonrası eldeki bulgular kanserin tekrarlama riskini gösteriyorsa, histerektomi (rahmin alınması) sonrası radyasyon tedavisi verilir.
  • Hormon tedavisi: Eğer kanser vücudun diğer bölümlerine yayılmış ise tümörün büyümesini durdurmak için yüksek dozlarda progesteron verilebilir.
  • Kemoterapi: Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için yapılan ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar genellikle kombinasyonlar halinde kullanılır. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ve başka organlara yayılmış ise kemoterapi, kan yoluyla bu bölgelerdeki kanser hücrelerine ulaşıp öldürmesi için verilir.

Tedavi sonrası hastalar düzenli aralıklarla takip edilir. Bu takipler sırasında; fizik muayene, pelvik muayene, AC grafisi ve laboratuvar testleri yapılır.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri

Tüm dünyada her yıl 500 bin kadında tanılanan rahim ağzı kanseri, tüm kadın kanserleri içinde meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türüdür. Özellikle gelişmiş ülkelerde artış göstermesiyle dikkat çeker.

Rahim ağzı (serviks) kanseri nedir?

Rahim ağzı kanseri, ‘serviks’ denilen rahim ağzında gelişen bir kanser türüdür. Serviks, rahmin vajinaya açılan alt kısmı olduğundan ‘serviks kanseri’ veya ‘servikal kanser’ olarak da adlandırılır. Kadınlar arasında çok yaygın rastlanan bir hastalıktır. Öyle ki; tüm kadın kanserleri içinde en sık görülen ikinci sıradaki kanserdir. Görülme sıklığının özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış göstermesi dikkat çekicidir. Tüm dünyada her yıl 500 bin kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konulmaktadır.

Oluşumunu basit olarak şöyle açıklanabilir; rahim ağzının yüzeyini oluşturan hücre tabakasının anormal hücrelere dönüşmesiyle ‘kanser öncülleri’ denilebilecek hücreler ortaya çıkar. Kanser öncülleri; prekanseröz yapılardır ve erken saptanıp tedavi edilmediklerinde rahim ağzı kanserine dönüşebilirler. Bu değişimden sorumlu olan temel etken, ‘HPV’ olarak bilinen Human Papilloma Virüsü’dür. HPV; genital siğillere neden olan, cinsel yolla bulaşan bir virüstür.

Kadınlara, cinsel ilişkiye başlamalarından sonra her yıl PAP smear testi yaptırmaları önerilir. Bunun nedeni, bu test aracılığıyla rahim ağzına ortaya çıkan değişikliklerin tespit edilebilmesidir. Papanicolaou Testi olarak da bilinen PAP smear testi, rahim ağzındaki anormal hücrelerin; prekanseröz yapılara veya rahim ağzı kanserine dönüşmeden erken tanı konulmasına olanak sağlar. Smear testi, kadınlar için önemli bir avantajdır. Geniş kitlelerin PAP smear testi ile taranmasının, gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanser oranlarını düşürdüğü bilinmektedir.

Rahim ağzı (serviks) kanserinden korunma yolları

İlk cinsel ilişkiden üç yıl sonra jinekolojik kontroller sırasında PAP smear testi yapılması önerilir. 30 yaş üzerinde 3 ardışık normal PAP test sonucunun ardından PAP smear testi 2 – 3 yılda bir yapılabilir. 65–70 yaş sonrasında son 10 yıl içinde 3 ardışık normal PAP test sonucu varsa yapılmayabilir.

Yüksek riskli kadınlarda ise her yıl alınması gerekir. Yüksek risk grubunu oluşturan durumlar: İmmunosupresyon (bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar), HIV enfeksiyonu,

DES (sentetik östrojen) kullanımıdır.

Aşı açısından esas hedef kitle; cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınlardır. HPV ile ilişkili; servikal diplazi, neoplazi, servikal kanser, genital siğiller (condyloma acuminata) ve prekanseröz anogenital lezyonlardan korunma amacıyla uygulanır. HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi gerekir. Bulaşmasını engellemek için cinsel ilişki sırasında bariyer yöntem (prezervatif) kullanılması önerilir.

Rahim ağzı (serviks) kanseri belirtileri nelerdir?

Genellikle ilk belirti; anormal vajinal kanamadır. Kanamalar; özellikle cinsel ilişki sırasında veya sonrasında görülür. Kötü kokulu vajinal akıntı, disüri (ağrılı idrar yapma), vajinal huzursuzluk hissi de belirtiler arasında sayılır.

Tümör, yukarı doğru endometriyal kavite (rahim içi boşluk), aşağı vajina ve yanlarda pelvik duvara yayılabilir. Mesane ve rektumu doğrudan işgal edebilir. Bu yayılımlara bağlı olarak kabızlık, hematüri (kanlı idrar), fistül ve üretral obstrüksiyon (üretrada tıkanıklık) ile hidroüreter (idrar borusu genişlemesi) veya hidronefroz (böbreğin genişlemesi) görülebilir. Ayrıca pelvik duvar yayılımına bağlı olarak bacak ağrısı, ödem ve hidronefroz ortaya çıkabilir.

Uzak organ metastazları, ekstrapelvik lenf nodu tutulumu, karaciğer, akciğer ve kemikte yayılım şeklinde olabilir. Rahim ağzı kanseri genellikle orta ve ileri yaş kadınlarda görülse de herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.

Rahim ağzı (serviks) kanseri risk faktörleri

Rahim ağzında gelişen hücre değişikliklerine neden olabilecek risk faktörleri şunlardır:

  • HPV enfeksiyonu,
  • Yaş,
  • Erken yaşta ilk cinsel ilişki,
  • Birden fazla cinsel partner varlığı,
  • Yüksek gebelik sayısı,
  • Erkeğin çok partnerli olması,
  • Bilinen anormal PAP smear test sonucu olması,
  • Sigara kullanımı,
  • Kötü genital hijyen,
  • Oral kontraseptif (doğum kontrol hapı) kullanımı,
  • Beslenme eksiklikleri (A,C,E, Folik asit eksikliği),
  • HIV enfeksiyonu,
  • Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi.

Rahim Ağzı (serviks) Kanseri Tanı Yöntemleri

İlk bulgu; rutin jinekolojik muayene ve takibi sırasında Papanicolaou test uygulanan hastalarda anormal PAP smear sonucu olabilir. Çünkü erken evre rahim ağzı kanserinde fiziksel muayenede fark edilmeme oranı çok yüksektir.

PAP smear testi: Bu testi uygularken fırça yardımı ile vajinal sürüntüden alınan örnek, patologlar tarafından değerlendirilerek normal – anormal hücre sınıflandırması yapılır. Bu testin güvenle kullanıldığı bir diğer alan gebeliktir. Günümüzde düzenli PAP smear taramaları ile rahim ağzı kanserinden ölümlerin yüzde 70 azaltılabileceği hesaplanmaktadır.

Diğer yöntemlerle gözden kaçabilecek lezyonların doğrudan gözlenmesini sağlayan alet ise kolposkopidir. Bu optik alet yardımıyla rahim ağzı 6-40 kez büyütülebilir. Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanırsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilir.

Şüpheli sonuçlarda, HPV DNA tiplemesinin yapılması da önerilen yöntemlerden biridir. Şüpheli PAP smear, HPV DNA pozitif ise hastaların daha sık değerlendirilmesinde yarar var. Çünkü negatif olan hastaya göre lezyonun ilerleme olasılığı daha yüksektir. HPV DNA taraması sıvı bazlı PAP test yöntemi ile de yapılabilir.

Rahim ağzı (serviks) kanseri tedavi yöntemleri

Rahim ağzı kanserlerinin ilk tedavisinde kullanılan yöntemler, cerrahi ve radyoterapi olarak iki ana grup altında toplanır. Radyoterapi, rahim ağzı kanserinde her evrede kullanılabilen bir tedavi yöntemdir. Erken evre kanserlerde hastalığın yayılımı çok daha az olduğundan cerrahi tedavi ön plana çıkar. İleri evrelerde ise öncelikli tedavi biçimi radyoterapidir.

Cerrahi tedavide; yerleşimi rahim ağzı bölgesinde olan primer tümör ve muhtemel yayılım bölgelerinin temizlenmesi hedeflenir. Cerrahi tedavi, tümörün boyutuna göre aşağıda yer alan küçük cerrahi tekniklerden; tüm rahim, rahim ağzı ve lenf bezlerinin alındığı büyük cerrahi tekniklere kadar değişebilir.

  • LEEP (Loop electrosurgical procedure): Rahim ağzı hücresel değişikliklerin tanı ve tedavisinde çok değerli bir araç. Elektriğin doku üzerindeki kesme ve kanamayı durdurucu etkisinden yararlanan bir yöntemdir.
  • Kriyoterapi: Hücrelerarası suyu kristalize ederek rahim ağzının yüzey dokusunun zedelenmesi ve hücre ölümü ile sonuçlanan bir yöntemdir.
  • Lazer tedavisi: Yayılan kanserde tüm lezyonun görülebildiği ve rahim içi küretaj sonucu temiz olan her vakada kullanılabilir.
  • Konizasyon: Rahim ağzı hücresel değişiklik tedavisinde büyük rol oynayan, rahim ağzından koni şeklinde bir parçanın çıkarıldığı cerrahi yöntemdir.

Farklı hastalıklar aynı belirtileri gösterebilir.

Rahim ağzı kanserinde hastalığın klasik belirtilerinin çoğu; vajinal enfeksiyon, uterus miyomları, polipler gibi kanser olmayan benign (selim) durumlarda da görülebilir. Dolayısıyla bu belirtilerin hangi hastalığa ait olduğunun bir uzman tarafından belirlenmesi gerekir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. 
Tanı ve tedavi için mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurunuz.

Türkiye’de her yıl 71 bine yakın kadına kanser tanısı konuyor. Kadınlarda ilk on kansere bakıldığında meme kanseri birinci, rahim beşinci, yumurtalık kanseri yedinci, rahim ağzı kanseri onuncu sırada yer alıyor.

Bizimle İletişime Geçin

Bağış Yap WhatsApp